Aralık 1917'de Brest-Litovsk'ta başlayan barış görüşmeleri, üç ay içinde Rusya'nın imparatorluk topraklarının üçte birini kaybettiği bir teslimiyete dönüştü. Arada Troçki'nin 'ne savaş ne barış' denemesi, Alman taarruzu ve Bolşeviklerin kendi içindeki sert hesaplaşma vardı.
Brest-Litovsk'a giden yol
Ekim 1917'de Petrograd'da iktidarı alan Bolşevikler, cephenin çoktan çöktüğünü biliyordu. Askerler evlerine dönmüş, siperlerde kalanlar Alman askerleriyle ekmek ve tütün değiş tokuş etmeye başlamıştı. Lenin'in iktidardaki ilk kararnamesi barış kararnamesiydi; ama barışın nasıl geleceği belirsizdi.
Aralık 1917'de Sovyet hükümeti Almanya ve müttefikleriyle Brest-Litovsk'ta ateşkes imzaladı. Görüşmeler, Alman karargâhının gölgesindeki eski bir kale kasabasında yapılıyordu. Sovyet heyetinin başında önce Adolf Joffe vardı; Ocak ayında görevi Troçki devraldı.
Barış kararnamesi yalnızca Rusya'yı değil, bütün savaşan ülkeleri kapsıyordu; İtilaf hükümetleri çağrıya cevap vermedi. Cephede ise ateşkes kendiliğinden gelmişti: askerler karşı siperle konuşuyor, subaylar bunu engelleyemiyordu. Brest-Litovsk'taki masa, bu dağılmış ordunun üzerine kuruldu.
Masadaki taraflar
Karşı tarafta Almanya'dan Richard von Kühlmann ile General Max Hoffmann, Avusturya-Macaristan'dan Ottokar Czernin oturuyordu. Czernin Almanya'nın yanındaydı ama daha uzlaşmacı bir çizgi izliyordu; Viyana'nın erzağı tükeniyordu. Berlin ise Doğu'da toprak istiyordu.
Bolşevikler masaya alışılmadık bir dosyayla geldi. Troçki, Dışişleri Komiseri olarak çarlık arşivini açmış, gizli antlaşmaları yayımlamıştı. Boğazlar üzerine 1915 vaatleri de bu belgelerin içindeydi. Amaç yalnızca ahlaki üstünlük değildi: savaşı emperyalist bir paylaşım olarak göstermek istiyorlardı. Kiev'deki Ukrayna Merkez Rada'sı da kendi heyetini yollamıştı; Berlin onu ayrı bir taraf olarak tanıdı.
Ne savaş ne barış
Troçki, Şubat 1918'in başında Almanların toprak taleplerini reddetti ve kendi formülünü açıkladı: ne savaş, ne barış. Rusya savaşmayacak, ama barış da imzalamayacaktı. Ordunun terhis edildiğini duyurdu ve masadan kalktı.
Hesabı şuydu: Alman işçileri taarruza karşı ayaklanır, Berlin'de rejim sarsılır. Oysa Berlin'de henüz bir şey olmamıştı; Alman ordusu doğuda serbest kalmıştı.
Bolşeviklerin içinde üç çizgi vardı: Lenin hemen imzalamak, Troçki beklemek, Bukharin'in sol komünistleri ise savaşmak istiyordu. Troçki'nin manevrası, imzayı geciktirip Alman işçi sınıfının ayaklanmasına zaman kazanmaktı. Şubat taarruzu bu hesabı birkaç günde çökertti.
Şubat taarruzu
18 Şubat 1918'de Almanlar taarruza geçti. Direnç neredeyse yoktu. Pskov ve Narva birkaç gün içinde düştü, Alman birlikleri Petrograd'ın kapısına dayandı. Şehirde panik başladı; hükümet Mart'ta Moskova'ya taşındı.
Lenin parti içinde bastırıyordu: barış imzalanmalıydı, yoksa hükümet devrilirdi. Karşı çıkanlara cevabı aynıydı: cephede savaşacak ordu yoktu, köylü asker evine dönmüştü. Lenin'in 'Sosyalist Vatan Tehlikede' çağrısı Petrograd'da gönüllü birlikler toplamaya çalıştı; ama asıl sonuç, masadaki şartların daha da ağırlaşması oldu.
3 Mart: dayatılan metin
3 Mart 1918'de antlaşma imzalandı. Şartlar pazarlıktan çok, önüne konan bir metne benziyordu:
- Polonya, Baltık toprakları ve Ukrayna Rusya'dan kopuyordu.
- Nüfusun üçte biri, kömür havzalarının büyük bölümü ve en verimli tarım alanları elden çıkıyordu.
- Kars, Batum ve Ardahan Osmanlı'ya bırakılıyordu.
- Altı milyar mark tazminat ödenecek, ordu terhis edilecekti.
Hükümette çatlak
Antlaşma Sol SR'ları öfkelendirdi. Ayrı barışı Alman çizmesi altında teslimiyet olarak gördüler ve Mart 1918'de hükümetten çekildiler. Troçki de Dışişleri'nden ayrıldı; yerine Çiçerin geçti. Troçki kısa süre sonra Savaş Komiseri olarak Kızıl Ordu'yu kurmaya girişti.
Parti içindeki tartışma sertti. Lenin 'utanç verici barış'ı savunuyor, alternatifin daha kötü olduğunu söylüyordu. Mart başındaki parti kongresi onu izledi; antlaşma Sovyetler Kongresi'nde de onaylandı. Hükümette Sol SR'lar kalmadı; Bolşevikler artık tek başına karar veriyordu.
Metin, Bolşeviklerin kendi ilkeleriyle de çelişiyordu. Halkların kendi kaderini tayin hakkını savunan hükümet, Ukrayna ve Baltık topraklarını Alman nüfuz alanına bırakıyordu. Lenin bunu geçici bir geri çekilme olarak savundu; devrimin asıl zaferi Batı'da gelecekti.
Antlaşmanın ömrü
Brest-Litovsk bir yıl bile dayanmadı. Kasım 1918'de Almanya teslim olunca Sovyet hükümeti antlaşmayı iptal etti. Ama kaybedilen topraklar geri gelmedi. Ukrayna'da Almanların çekilmesiyle köylü ayaklanmaları, Mahno'nun anarşist hareketi ve iç savaş büyüdü.
Bedel yalnızca toprak değildi. Temmuz 1918'de Sol SR'lar Alman büyükelçisi Mirbach'ı öldürüp ayaklandı; iç savaşın en kanlı ayları başladı. Rusya, 1919'da Paris'teki barış konferansına çağrılmadı.
Bir cümlelik miras
Savaştan çekilmek isteyen bir devrim, kendini daha büyük bir savaşın içinde buldu. Brest-Litovsk, Bolşeviklerin ilk büyük tavizidir: hayatta kalmak için toprak, zaman kazanmak için onur.
Tobolsk'ta tutulan Nikolay Romanov antlaşmayı gazeteden öğrendi ve 'Rusya'ya ihanet' dedi. Petrograd'da ise kimse zafer beklemiyordu; herkes nefes almak istiyordu.